|
Köyde bir zamanlar kullanılan araç ve gereçler |
|
Bu sıralar eskiye merak saldım. Bayramda eski fotoğrafları temin edip yayınlamaya çalıştım, şimdi ise eskiden köyde kullandığımız araç ve gereçler aklıma geldi.
Mutlaka her birimizin bir anısı vardır. Kim kara lastik giymedi ki değil mi? Kimler anadutla deste yapmadı ki, Kimler tarlada çalışıp tırmık kullanmadı ki... ve kimler samanlığa saman koymadı ki.... Tırmık tarlada her halde en çok coçukların hoşuna giderdi. Ata biniyormuş gibi tırmığa biner, tarlada tur atardık. Bu sırada tırmığa önceden düşmüş olan buğday sapları takılır böylelikle hem eğlenmiş hemde bir iş yapmış olurduk.
Çocukluğumuzda herkesin bir tahta arabası vardı. Tekerlerleri çam ağaçlarının gövdesiydi. Tekerlekler daha hızlı dönsün diye tekerlek deliklerine dut veya tereyağı sürerdik. (Demek ki köy tereyağı sorunu yokmuş!) Tata arabamıza bayır aşağı biner sonrada onu kucağımıza alır, bayır yukarı çıkardık.
Birde köy yapılan ekmeler ve tatları vardır. Yufka, Göbece ve Çörek. Tava çöreğini hala özlerim. Birde köy makarnasının tadını hiç bir makarna tutmaz.. Off canım çekti şimdi...
Köyümüzde kullandığımız araç ve gereçleri tarım ve günlük hayat olmak üzere ikiye ayırdım. Her birine mümkün olduğunca açıklama yazıyorum. Yakında sitemizde görürsünüz inşallah... |
|
|
İsmail Öğretmen ve köy anıları |
|

İsmail Tuna (Köyümüz’ün eski ve son öğretmeni), 01 Kasım 1980’de köyümüze öğretmen olarak atanmış. Öğretmenlik yaptığı sırada askere gitmiş ve askerlik dönüşü öğretmenliğe devam etmiş. 1981’de Emine Hanım’la evlenmiş. Köyümüzde 6 Şubat’ta yapılan düğünü zamanın muhtarı Hilmi Muhtar kıymış. 24.11.1988‘de öğrenci azlığından okul kapanmış ve tayini Zonguldak Kozlu’ya çıkmış. Köyümüzde yaklaşık sekiz yıl görev yapan İsmail Öğretmen bugün memleketi Kozlu’da yaşıyor.
Geçen zaman içinde köylülerle ve öğrencileriyle iletişimi kesmeyen İsmail öğretmeni tüm köylüler tanıyor. Her bayramda, mübarek gün ve gecelerde selamını alıyor ve mukabelede bulunuyoruz.
İsmail Öğretmen ile Zonguldak’ta Galip Altunay’ın evinde iftar davetinde kısa bir görüşmemiz oldu. Bize bazı anılarını anlattı. Bunları sizlere aktarıyorum.
“Tayin sonrası köye gelip yerleştim. Recep (Özdem) ve Dursun (Özdem) ban çok yardımcı oldular. Lojmana yerleşince çay yapıp içmek istedim. Çayı yaptım, bardaklara koydum, bir de baktım ki çay kaşığı yok. Recep’ten çay kaşığı istedim. Recep eve gidip çay kaşığı getirdi. Ben o çay kaşığına bir işaret koydum ve aradan geçen bunca seneye rağmen hala evimde saklıyorum.”
|
|
Devamını oku...
|
|
Ramazanda iftar yemekleri |
|
Ramazan ayının gelmesiyle birlikte eski bir gelenek olan köy sakinlerine iftar emeği verme tekrar başladı. Çocukluğumuzda köy daha kalabalık olduğundan akşam iftar yemeği, gecede sahur yemeği verilirdi. Akşam ve yatsı namazları arasında da çayı unutmamak gerek. Zamanla artık sahur yemeği kalktı. Bu Ramazanda iftar verecekler ise hangi gün iftar yemeği vereceklerini yazdırıyorlar. Eskiden tüm evler sırasıyla iftar ve sahur yemeği verir, her evin ahaliside sırasını bilirdi. Ramazanda iftar yemekleri iftar yemeğinden öte anlamlar taşır. Ev sakinleri vermiş oldukları iftar yemeklerini, vefat eden büyükleri adına verirler. Akabinde de merhum veya merhumeler adına dua istenirdi. Bu Ramazanda böyle devam ediyor herhalde... Köyden uzakta olmanın dezavantajlarından birisi de bu olsa gerek, yaşananları düzgün bir şekilde gözlemleyememek...
Günler : İftar yemeği veren aile :
26.08.2009 Çarşamba Şükrü Ali Özdem 27.08.2009 Perşembe Kerim Bıyıklı 28.08.2009 Cuma Zehra Özdem 29.08.2009 Cumartesi Nazmiye Uludağ 30.08.2009 Pazar Hatice Bıyıklı 31.08.2009 Pazartesi Ramazan Altunay 03.09.2009 Perşembe Ayşe Altunay 05.09.2009 Cumartesi Hikmet Ulusoy 06.09.2009 Pazar Seyit Ali Özdem 08.09.2009 Fehmi Benlioğlu 15.09.2009 Salı Kemal Bıyıklı |
|
Mantar Toplama Gidiyorum - Gittim :-) |
|
Ben Fikret Özdem. Karabük'te çalışan birisi olarak sadece tatil günlerimde köye gidebiliyorum. Köyümüz orman içinde ve her tarafı yeşilliklerle kaplı. Şirin bir mahalle, Eylül Ekim aylarında düzenli olarak yağmurlar yağarsa köyümüzün güneş gören orman bölgelerinde çeşitli mantarlar yetişir. Kavaklıdüz, Tetire, Topca açması, Sayfan Çukuru ve Göksökü mevkilerinde ormanın içinde çam pürçeklerinin altında kırmızı kırmızı çıkan kanlıca mantarlarını toplamak inanın çok zevkli oluyor. Bunun yanında köyün hemen çevresinde bolca Karagöce mantarı bulmak mümkün. Şu an köyde duran büyüklerimiz köyün gençleri gelip neden mantar toplamıyorlar diye sitem ediyorlar.
Bu hafta sonu (2 Kasım)'da bende köye mantar toplamaya gidiyorum. :-)
Fikret Özdem'in 4 Kasım'da yazdıkları : Hafta sonu köye abim Fikri, eşim ve akrabalarımla mantar toplamaya gittik. Kavaklı düzde bayağı bir mantar topladık. Mantar toplamanın bu kadar hoşuma gideceğimi hiç tahmin etmemiştim. Yaklaşık 8 kova kadar mantar topladık. Takribi 20 kg. mantar vardır. Mantar toplamak için bayağı zahmete katlandığımızda oldu. fotoğrafa bakabilirsiniz. :-) Fotoğraf için tıklayınız. Dinlenme esnasına çekmiş olduğum video görüntüsünü video sayfasından izleyebilirsiniz. |
|
Köyde Arefe ve Bayram günü |
|
Köyümüzde Arefe ve Bayram eskiden bir başkaydı. Belki hala bir başka ama biz büyüdüğümüzden de fark edemiyor olabiliriz...
Arefe günü mezarlar ziyaret edilir, Bayramda diğer köyler ziyaret edilirdi. Arefe gününe hazırlık olarak tüm evlerde el yapımı helva hazırlanırdı. Tabii yanında yağlanmış yufka ekmekleri de unutmamak lazım. Köyün yaşlıları tarafından kabir ziyareti öncesi okunacak olan Kur'an-ı Kerim ve salavatlar için yer belirlenirdi. Hava sıcak ve kuru ise mezarlığın orta kısımındaki meydanda, hava soğuk veya yağmurlu ise köyün mescidinde olurdu.
Sonra herkes belirlenen yerde ellerinde helva ve ekmeklerin olduğu bohçalarla buluşulur ve ziyaret proğramına başlanırdı. Okunan Kur'an-ı Kerim ve dualardan sonra herkes aile kabristanlarına gider ve mezarların başında Kur'an okumaya veya dua etmeye devam ederdi. Son yıllarda elde yapılan helvaların yerlerini hazır yapım market helvaları, yağlı yufka ekmeklerin yerlerini de somun ekmekler aldı. (Video kısmında arefe gününe ait kısa bir çekim mevcuttur.)
Arefe günü her köyden belirlenen büyüklerimiz bir köyde buluşur ve bayram için sıra belirlenirdi. Birinci bayram Ocasak, ikinci bayram Çukurca, Cobu ve Dereköy bereaber (köyler birbirine çok yakın olduğundan), Üçüncü bayram Cildikısık köyü olur, sonraki bayramda da bu sıra yer değişirdi.
Bayram namazı kılınır, kahvaltı yapılıp köyün büyükleri ile bayramlaşıltıktan sonra hayırsever bir köylümüz traktörünü köy meydanına çekerdi. Köyün gençleri ve ihtiyarları traktörün römorkuna biner ve diğer köylere bayramlaşmaya giderdik. Diğer köylülerde bizi ellerinden geldiğince iyi ağırlamaya gayret ederdi. İzzetti ikramda sınır olmazdı.
Hele birde (eskiden bayramlar Mayıs'a geliyordu) kiraz zamanı ise değmeyin keyfimize. Şimdi köyler arası ziyaretler var mı acaba :-) Herkes bayram sonrası arabasına atlayıp şehre gitme telaşında.... Nice bayramlara…. |
|
1983'li yıllarda köy mevcudu 30 hane civarında idi. Büyüklerimizin anlaşması sonucu Ramazan ayında her akşam köy mescidinde iftar ve sahur verilirdi. Köydeki aileler sıra ile mescide iftar ve sahur vaktinde yemek getirirlerdi. Sıra kendisine gelen ev ahalisinde tatlı bir telaş 2-3 gün öncesinden başlardı. Yemekler yapılır, baklavalar hazırlanırdı. O zamanlar daha bayram gelmeden midelerimiz bayram ederdi. Şu anda eksisi gibi olmasada gelenekler hala devam ediyor.
Gece köylüleri sahur kaldırmak ayrı bir güzellikti. Dedem (Dokuzlu) eline davulu alır, her hane sahibini uyandırıncaya kadar kapısında davul çalar, Hane halkında has sözler veya mani söylerdi. İlerleyen yıllarda Dedem bu işi bıraktı. Yaş haddinde emekli oldu desek daha doğru olur. Bu kez işe Aziz amca ve Mehmet Ali abi başladı. Mehmet Ali abi'de bordo renkli bir mızıka vardı ve onu çalardı. |
|
Yazan: Büşra Özdem 2005 Yılı öncesinde... Herkese Selamlar, Dedem ölmeden önce Eskipınar yerine giderdik. Orada piknik yapardık. Orman havası alırdık. Fakat dedemin vefatından sonra bir defa gitmek nasip olmadı. Eskipınar yerinin resimlerinide koyarsanız çok memnun olurum. Teşekkürler... Yöneticinin notu: Büşracığım bende sadce cevizleri toplamak için bir kere gidebildim. Bana gitmek nasip olmadı... :-( |
|
Köyde elektrikler olmayınca... |
|
1980'li yıllarda köyümüzde elektrik yoktu. Köy akşam karanlığa gömülürdü. Köylüler elerinde yanan odun ile yollarını bularak akşam misafirliğe giderlerdi. Ramazan geldiğinde (o yıllarda Ramazan yaz aylarına denk geliyordu.) akşam üzeri çocuklar kırkpınar'ın yolunu tutuyordu. Malumunuz kırkpınardan buz gibi çıkıyor. Hala da çıkmakta. Hatta çocukken soğuk suyun içinde en uzun süre kim elini bekletecek diye yarışma yapardık. |
|
Köyümüz ile ilgili anıları
Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız
'a e-posta ile gönderebilirsiniz veya ziyaretci defterine yazabilirsiniz. Gerekli düzenlemelerden sonra burada yayınlanacaktır. Şayet kayıtlı kullanıcımız iseniz Kullanıcı menüsündeki Yeni Makale Gönder butonunu kullanarak yazı gönderebilirsiniz.
İlk hatıralar benden olsun.
Yaşayan: Şükrü Altunay Yıllar: 1980 - 1988 yılları arası
Haziran ayında karneleri aldığımız gün Cuma pazarından saat 4'te kalkan Mehmet'in arabasına (Bedford kamyonet) binerdik. 25-30 kişi, eşyalarla bereber tıka basa dolu vaziyette yolculuk yapardık ama köye gitme sevincinden olsa gerek hiç birimize yolculuk zor gelmezdi. Yaz tatilini köyde geçirir, okulların açılmasına kadar da köyden şehre gelmezdik. Şimdi köydeki o günleri özlüyorum.
Köyde yazın her akşam köyün gençleri toplanır Mahmut'un harmanında futbol maçı yapardık. Oynadığımız top ise patlamış plastik toptu. Zira köy gelipte patlamayan plastik topa rastlamadım. Yıllar sonra arkadaşlar ile ancak para toplayabildikte doğru dürüst bir futbol topu alabildik. Futbol topu ile beraber maç sahamızda değişti. Artık Gıcıgil'in harmanında maç yapıyorduk. Gol atma isteği topa sert vuran dereye giden topu getirmek üzere bayağı yol yürümesi gerekiyordu.
|
|
|
|
|
|