| İsmail Öğretmen ve köy anıları |
|
İsmail Tuna (Köyümüz’ün eski ve son öğretmeni), 01 Kasım 1980’de köyümüze öğretmen olarak atanmış. Öğretmenlik yaptığı sırada askere gitmiş ve askerlik dönüşü öğretmenliğe devam etmiş. 1981’de Emine Hanım’la evlenmiş. Köyümüzde 6 Şubat’ta yapılan düğünü zamanın muhtarı Hilmi Muhtar kıymış. 24.11.1988‘de öğrenci azlığından okul kapanmış ve tayini Zonguldak Kozlu’ya çıkmış. Köyümüzde yaklaşık sekiz yıl görev yapan İsmail Öğretmen bugün memleketi Kozlu’da yaşıyor. Geçen zaman içinde köylülerle ve öğrencileriyle iletişimi kesmeyen İsmail öğretmeni tüm köylüler tanıyor. Her bayramda, mübarek gün ve gecelerde selamını alıyor ve mukabelede bulunuyoruz. İsmail Öğretmen ile Zonguldak’ta Galip Altunay’ın evinde iftar davetinde kısa bir görüşmemiz oldu. Bize bazı anılarını anlattı. Bunları sizlere aktarıyorum. “Tayin sonrası köye gelip yerleştim. Recep (Özdem) ve Dursun (Özdem) ban çok yardımcı oldular. Lojmana yerleşince çay yapıp içmek istedim. Çayı yaptım, bardaklara koydum, bir de baktım ki çay kaşığı yok. Recep’ten çay kaşığı istedim. Recep eve gidip çay kaşığı getirdi. Ben o çay kaşığına bir işaret koydum ve aradan geçen bunca seneye rağmen hala evimde saklıyorum.”
“Kış günü her öğrenci evinden birer odun getirirdi. Nöbetçi öğrenci sobayı yakardı.” “Erol Özdem çok sıkılgandı. Bir gün 23 Nisan’da şiir okurken yarıda bıraktı. Ağlamaya başladı. Bize düşende onu teselli etmek olmuştu.” “Köyde her işe bakıyorduk. Hanımla dibek yanında bekliyorduk. Filiz geldi. Kafasından kan akıyordu. Kafasını bir yere vurmuş. Hanımla tedavi ettik ve annesine teslim etmiştik.” “Köydeki hanımlar benim teneffüse çıkmamı beklerdi. Çünkü onlara dibek dövmede yardımcı oluyordum. Dibek dövmek erkek işi ama bunu köyde daha çok bayanlar yapıyordu. Bu konuda bayağı ustalaşmıştım.” “Fehmi amcanın bal arıları vardı. Beni bal yemeğe davet etmişti. Yanımda Üçbaş köyü öğretmeni İbrahim Özçelik’te vardı, beraber gittik. Fehmi amcanın getirdiği balı yemeğe başladık. Balın içinde arının iğnesi kalmış. Ben bal yiyince de iğne dilime battı. 2-3 dakika sonra her tarafım kaşınmaya başladı. Meğersem bende alerji varmış. Hastaneye gitmem gerekiyormuş. Ben gitmedi. Duş aldım, yattım uyudum. Birde köylüler o zaman bana tedavi için sarımsak ve yoğurt yedirmişlerdi. Uyandığımda rahatsızlığım geçmişti.” “Fehmi Amca, Seyit Ali Amca, Mehmet Ali Özdem Amca ile ava gitmiştik. Onlar av konusunda tecrübeliydiler. Bir bahçe içinde domuzu elma yerken bulduk. Ben acemi olduğumdan bahçe çitinin üzerine çıktım hemen. Seyit Ali Amca’da domuza ışık tuttu. Fehmi Amca’da ateş etti. Domuz benim bulunduğum çitin altından kaçmaya başladı. Dereyi takip ederek yukarı doğru kaçtı. Ama akan kandan domuzu yaraladığımız anladık. Gün ağarınca da kan izleri takip ettik. Domuzu ölü bulduk. Ondan sonra Fehmi Amca, Seyit Ali Amca ile çok domuz avına gittik. |









